Alucra gelecekte il olabilir inşallah. Ancak Alucra’ nın madden zengin bir ilçe olması çok zor. Nufusu kalabalık bir ilçe olmasıda, turistlik bir ilçe olması ise mümkün değil (zaten illa zengin, kalabalık filanda olması da gerekmemektedir) ancak biraz gayret edersek toplumsal dayanışmanın en üst seviyede yaşandığı ilçe olmamız her zaman mümkün olabilir. Böyle bir özellik ise ilçemiz insanının, ülkemiz içerisinde önemli bir yer edinmesini sağlayacaktır. İlçemizi sevginin , birliğin,dayanışmanın başkenti yapacaktır.
Toplumsal dayanışma dinimizin de ısrarla üzerinde durduğu önemli bir konudur. Cenabı Allah hiç kimseyi mutlak iktidar yaratmamıştır. Herkesi birbirine muhtaç bir şekilde donatmıştır. Bakkal manava, manav kasaba, kasapta berbere muhtac tır. Onur gurur meselesi yapıp insanlardan uzak duranlar hayatı kendileri için yaşanması zor hale getirmişlerdir, kendilerini yalnızlığa itmişlerdir.
Yeryüzünü iyi incelediğimiz zaman bitkilerin ve hayvanların birbirlerinin imdadına koştuklarını göreceğiz. Serce kuşu timsahın dişine gitmiş bir kırıntıyı temizlemeye koşabiliyor. Arı çiçekteki bir poleni başka bir çiçeğe taşımak suretiyle aşılanmayı sağlıyor. Güneş, yağmur, rüzgar hep birbirinin yardımına koşmakta, kainatta muhteşem bir düzen ahenk ve yardımlaşma mevcuttur. Bu düzen ve intizamı bozan tek çanlı neyazık ki insanoğlu oluyor. Çatışmalar savaşlar, insana zarar vermeler, ayrılık gayrılıklar, geçimsizlikler hep insanoğlu ile gerçekleşmekte. Kendini terbiye etmemiş insanoğlu adeta tahrip ve yıkmak için hareket edebiliyor.
Biz Alucralılar doğru olanı yapar, toplumsal dayanışmamızı arttırırsak bundan tüm halkımız kazanclı çıkar. Kimbilir hangi hemşerimizin hangi dert ve sorunları varda bizler o dertlerden habersiz yaşamaktayız. Oysa asrı saadette böylemiydi Hz Ömer efendimiz idareci iken toplumun sorun ve problemlerine bu kadar duyarsızmıydı?. Elbeteki değil. Duysam ki bir kuzuyu kurt kapmış Allah hesabını Ömer den sorar diyordu büyüklerimiz. Kimbilir ne dert ve sorunlar içerisinde nice hemşerilerimiz vardır da bizler onların varlıklarından bile haberdar deyilizdir.
Zamanında toplumsal dayanışma için hemen her köyümüz dernek kurmuş ancak buğün o mekanların yıllardır sadece birer oyun mekanları olarak kullanıldığına şahit olmaktayız. Oysa o dernekler toplumsal dayanışmanın oluşumu için kullanılması gerekmektedir.
Fakir ailelerimize yardım yapan derneğimiz varmı? Yok.
Hastalara ilaç alan derneğimiz varmı? Yok
Öğrencilere burs veren derneğimiz varmı? Yok
İşsiz e iş bulan ımız varmı? Yok
Seminer panel düzenleyen derneğimiz varmı? Yok . yok yok yok
İşimiz gücümüz siyaset ,politika , maç bana dokunmayan yılan bin yaşasın. Ateş düştüğü yeri yakar. Ölen ölsün kalan sağlar bizimdir. Mantığı almış başını gidiyor. Bu mu bir müslümanın mantığı? Böylemi olmalı düşüncelerimiz. Bundan yılarca evvel bu dernekler bu hale gelsinler diyemi kurulmuşlar.
Yılları ve zamanı boş yere harcamamalıyız, aheste revlik etmemeliyiz bir an önce toplumsal dayanışmanın gereklerini yerine getirmeli yaraları sarmalıyız.
Gelin siyasi kimliklerimizi bir tarafa bırakalım. Müslüman müslümanın kardeşidir diyelim. Birbirine kardeş bir Alucra oluşturalım. Dayanışma ve birlik beraberlik içerisinde büyük adımlarla yarınlara yürüyelim. Dini, ilmi, ahlakı kendimize rehber edinelim.
Avrupa ve ABD ilim ve teknolojiye verdiği değerden dolayı ciddi bir ilerleme kaydetti ancak aile ve insanı ihmal ettiğinden dolayı ve insanların ferdiyetci yaşamasından dolayı ABD ve Avrupanın yakın gelecekte çöküşünü bekleyebiliriz. Bundan mütevellid bizlere düşen güçlü aileler kurmak ve güçlü toplumlar olmaşturmaktır. Yarın elbet bizim, elbet bizim olacaktır.
Avrupadan yahut nerden geldiği belli olmayan , küçük balık büyük balığı yer, hep kötü olacaksın iyilikten zarar gelir. Babana bile güvenmeyeceksin gibi Frenk ce düşüncelerin zebunu olarak mı hayatımızı gecireceğiz. Yahutta ateş nere düşerse düşün beni yakar mı diyeceğiz. Başkaları için mi yaşayacagız. Yaşatmak için yaşayacağız. Müslümanlığın ğereğinimi yerine getireceğiz.
Toplumumuzun açil olarak beklediği hizmetler başlıca şöyle sıralaya biliriz.
Fakir hemşerilerimize maddi destek sağlanması
Bekarların evlendirilmesi
İşsizlere iş bulma konusunda yardım edilmesi.
Öğrencilere burs imkanı tanınması.
Toplumun birlik ve beraberliğini temin edecek kültürel etkinliklerde bulunulması.
Hastaların tedavilerinde destek olunması.
Birbirine küs akrabaların barıştırılması.
Kavgalı kişilerin barıştırılması.
Yaşlıların hal ve hatırlarının sorulması.
Karı koca ayrıların barıştırılması.
Kötü alışkanlıklara kapılmış hemşerilerimizin tedavi ettirilmesi.
Borca batmışlara yardım edilmesi.
Öğrençilerin eğitim hayatlarının desteklenmesi.
TOPLU ÇARPARSA SİNELER ONU TOP BİLE SİNDİREMEZ. Bereket birlik ve beraberliktedir.
Yapacak işler çok fazla ancak tüm bu işlerin bir kişinin veya zümrenin üstesinden gelmesi çok zor. Tüm derneklerimizin daha aktif hizmet etmeleri gerekmektedir. Derneklerimiz artık amatör işleyişleri bir tarafa bırakıp profosyonel işleyen sivil toplum kuruluşları haline gelmelidir. Gerekiyorsa maaşlı insanlar çalıştırmalı dernekler. Ve insanımızın ihtiyaçları görülmeli. Ecadımız kuşlar için karıncalar için dahi vakıflar kurmuşlar aş haneler,hanlar, hamamlar yapmışlar. Bizler ise kendi insanımız için dahi kurduğumuz kendi dernek ve vakıflarımızı gerekli şekilde işletmekten aciz durumdayız.
En önemli sermayemiz zamanımızdır. Zamanı verimli kullanmalı toplumumuza hizmet sunmalıyız. Her şeyi devletten ve belediyelerden bekleme düşüncesinden vazgeçmelidir. Sivil toplum kuruluşlarımız toplumumuzun ihtiyaçlarını görme konusunda daha aktif roller üslenmelidirler.
Sevgi dolu yarınlarda buluşma temennileriyle.
Ersin BIYIKÇI
23.12.2009
ersin_bykc@yahoo.com